“Why man, sensing the absurdity of his existence andunable to come to terms with the universe, does not commit suicide?” Camus
İçimde hangi atam konuşuyor?
Hem aklımda hem de bedenimde…
Aynı anda ayrılamam.
Bu yüzden tek kişi olamıyorum.
Kendimi aynı anda sayısız şey olarak hissedebiliyorum.
Fazla büyük usta kalmadı.
Zamanımızın gerçek kötülüğü budur.
Kalbin yolları gölgelerle kaplanmış.
Yararsız görünen seslere kulak vermeliyiz.
Okul duvarları, asfalt ve refah reklâmlarının
Uzun kanalizasyon boruları ile dolu beyinlere…
Böceklerin vızıltıları girmeli.
Her birimizin gözlerini ve kulaklarını…
Büyük bir rüyanın başlangıcı olan şeylerle doldurmalıyız.
Birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı.
Yapmamamızın bir önemi yok!
O isteği beslemeliyiz…
Ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz…
Sınırsız bir çarşaf gibi.
Dünyanın ilerlemesini istiyorsanız…
El ele vermeliyiz.
Sözüm ona sağlıklıları…
Sözüm ona hastalarla karıştırmalıyız.
Siz sağlıklı olanlar!
Sağlığınız ne anlama gelir?
İnsanoğlunun bütün gözleri, içine…
Daldığımız çukura bakıyor.
Özgürlük faydasızdır…
Eğer gözlerimizin içine bakmaya…
Yemeye, içmeye ve…
Bizimle yatmaya cesaretiniz yoksa!
Dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler…
Sözüm ona sağlıklı olanlardır.
“Bir eleştirmen bana Hiçliğin Ta Kendisi demişti ama bu benim varoluş duyguma hiç yardımcı olmadı. Sonra farkına vardım ki varoluşun kendisi bir hiç…”
Andy Warhol
“Halk aşksızsa, sokaklar banka dükkânlarıyla doludur.”
Cahit Zarifoğlu
insan değil de ağaç olsam
dallarımın arasından rüzgar esse
yapraklarım, çiçeklerim meyvelerim olsa!
mevsimleri yaşasam…
köklerimle toprağın derinliklerine sarılsam.
kuşlar konsa dallarıma, yuva bile yapsalar…
böcekler, karıncalar yollansalar içime…
çürütseler oralarımı,
ballarım, sakızlarım olsa
gövdeme bir insan yaslanıp uyusa…
ben bunları hiç bilmesem, sadece ağaç olsam…
Erkan Oğur
her şey geçer
hayat kalır
gördüğümüz şeylerin bizi inandırmaması bir zayıflık değildir. sadece inanmak istemememizden kaynaklanır.
buz dağını uzaktan fark etmek istemeyiz dibine kadar gitmemiz gerekir bazen.
bazen batmak isteriz. dibe batmak. bunun sebebi vazgeçmiş olmamız değildir.
dibe batmak çok çekicidir. acıyı hissetmek en güzel duygumuzdur bazen.
yaşadığımızı acının varlığı ile kıyaslarız.
ne kadar az acı çekersek, o kadar yaşam anlamını yitirir.
dibe ayaklarımız vurduğunda biraz orada yaşamak isteriz. birkaç gün, birkaç ay…
sonra iteriz kendimizi.
itmemizin sebebi kurtulmak istememiz değildir.
acı sıradanlaşırsa hissedilmez olur. biz bunu istemeyiz.
biraz acıdan sıyrılmamız gerekir ki tekrar ona kavuşabilelim.
mutlu olmamızının tek sebebi budur.
ne kadar çok mutlu olursak, acıdan o kadar fazla haz duyarız.
ama işin en acısı nedir biliyor musunuz?
işin en acısı, artık acıtacak bir şey bulamamaktır.
işte o zaman hayatınız ellerinizden kayıp gider.
donuk olursunuz.
donuk yaşarsınız, artık.
o acı bir daha gelmezse,
sönük ölürsünüz.
olur ya kalbinde yer bulur da yerleşirim yıllarca
olur ya…
bütün pencerelerde bekleyen benim,
ve o çalmayan bütün telefonlarda,aylardır konuşan da.
adımı sesince duymaktan vazgeçtim,sesini duysam, susacağım

